Bana bu dünyada sahibi olduğum bir şey gösterin.
Peki beni sahiplenmek isteyen nedir?
Bir tohumun savurduğu toz parçasıyken konduğum yeri bilemem.
Ben o konacağım dalı seçemem.
Adıma kanat çırpanların göçtüğü
Koca bir memleketim.
Heybetim büyük,
Saçımdan tırnağıma sütüm.
Kendi yokluğumu dahi hissetirmeyen bir yük var sırtımda.
Sırtım benden ayrı bir dünya.
Çocuklar, babalar, kocalar, abiler, kardeşler cennetiyim.
Gülümseme sebepleri benim.
Huzur köşeleriyim.
Ya da baktıkça verim almayı bekledikleri geniş bir arsa . .
Fakat söyler misin ben neredeyim?
Cinsine savaşlar yapılan,
Adına ateşler yakılan,
Namına Mecnun olunan ben
Neredeyim?
Bak, her yerdeyim.
Mutfağın, holün, odaların, kapı ve pencerelerin..
Benim..
Evine giden yol üstündeyim.
Duraklarının, inişlerinin, çıkışlarının
Göz aydınlığıyım yeni baslangıçlarının.
Sofrayı öylece bırakıp gittiğinde
Pılını pırtını toplayan ve toplatan
Bardağını, kaşığını, çatalını yuğup yıkayan
Yaka düğmenin sönmeyen ışıltısı..
Dinmedi içimde varlıkla yokluğun çatışması.