Ayna
Sabah, geç uyanınca telaşla başladım güne.
Tam evden çıkarken son kez baktım aynadan kendime.
Göz göze geldim aynadaki gözlerimle.
Sanki bir şey anlatıyorlardı bana sessizce.
En son ne zaman dikkatlice baktım aynaya, kendime, gözlerimin ta içine.
Saç, baş mı düzeltilir, makyaj mı yapılır aynada sadece?
Peki, neydi beni gözlerime bakmaktan alıkoyan?
Gözlerime nasıl bakarım aynalar olmadan?
Yoksa korkuyor muydum gözlerimde göreceğim hüzünden?
Kaçıyor muydum kendimden?
Hâlbuki baksam gözlerimin içine, daha da derine, orada bekliyor beni bambaşka bir ben daha.
Peki ya hayatıma?
Ona bakabiliyor muydum aynada?
Sahi neden kaçıyordum ben bu hayatta?
Kaçsam neye yarar ki?
Nasıl olsa yakalamaz mı beni iki durak sonra?
Durdum aynanın tam karşısında.
Ne telaş kaldı ne hüzün, sanki zaman da durdu o anda.
Baktım aynadan gözlerimin de arkasına, baktım hayatıma
Ve dedim ki ona: Ayna ayna ne varsa göster bana.
Artık kaçmıyorum, korkmuyorum, buradayım cesurca.